MESLEKİ GEREKLİLİKLER
Özel Güvenlik Sektöründe Personel Sicili Zorunluluğu
Özel güvenlik sektörü, toplumun huzur ve güvenliğini sağlama görevini üstlenmiş, ciddi sorumluluklar barındıran bir meslek dalıdır.
Ancak bugün karşılaşılan en büyük sorunlardan biri, personelin geçmiş görevlerinde yaptığı disiplin ihlallerinin, etik dışı davranışlarının veya performans eksikliklerinin herhangi bir sicil sistemine işlenmemesidir.
Bu durum hem firmaların hem de sektörün tamamının itibarını zedelemektedir.
Mevcut Sorunlar
- Personeller, görevini savsakladığında veya etik kurallara uymadığında herhangi bir yaptırımla karşılaşmadan işten ayrılabilmekte ve kolayca başka bir firmada göreve başlayabilmektedir.
- Nerede, hangi işte çalıştığı ve hangi hataları yaptığı bilinmediği için aynı hatalar farklı firmalarda tekrarlanmakta; sorumsuzluk döngüsü devam etmektedir.
- Firmalar, personelin disiplinsiz davranışları nedeniyle cezai yaptırımlarla karşılaşmakta; ancak personeller bu süreçte hiçbir sorumluluk üstlenmemektedir.
- Bu durum mesleğin ciddiyetini azaltmakta, toplum nezdinde saygınlığına zarar vermektedir.
Personel Sicili
Özel güvenlik sektöründe mesleki disiplinin sağlanabilmesi için personel sicili zorunlu hale getirilmelidir.
- Her personelin mesleki geçmişi, aldığı eğitimler, övgüler, disiplin cezaları ve performans değerlendirmeleri sicil kaydına işlenmelidir.
- Yeni bir işe girişte, sadece sertifika ve izin belgesi değil, aynı zamanda bu sicil kayıtları da incelenmelidir.
- Böylece firmalar doğru personeli seçebilir, sektörde şeffaflık sağlanır ve etik dışı davranışlar önlenir.
SİCİL OLUŞURSA BEKLEDİĞİMİZ SONUÇLAR;
- Disiplinli, sorumluluk sahibi ve mesleğine bağlı güvenlik görevlileri yetişecektir.
- Firmalar mağduriyet yaşamadan kaliteli hizmet sunabilecektir.
- Etik kurallar sadece yazılı metinlerde kalmayacak, uygulamada takip edilebilir hale gelecektir.
- Mesleğimizin itibarı yükselecek, toplumun güvenlik sektörüne duyduğu güven artacaktır.
TALEP OLARAK;
Özel güvenlik sektöründe etik ve disiplinin sağlanması, firmaların ve toplumun korunması için personel sicili olmazsa olmaz bir gerekliliktir.
Bugün sağlıkta, hukukta ve eğitimde nasıl zorunlu bir sistemse, özel güvenlik sektöründe de aynı şekilde hayata geçirilmelidir.
“Sicil, mesleğimizin hafızasıdır. Sicilsiz güvenlik görevlisi olmaz!”
ÖZEL GÜVENLİK PERSONELİ KAMUYA GEÇİŞ PROJESİ
Özel güvenlik personeli, Türkiye’de sadece özel alanları korumakla kalmayıp, toplumun güvenliği ve kamu düzeninin sağlanmasında devletin kolluk kuvvetlerine tamamlayıcı mahiyette destek veren bir unsurdur.
Bu durum mevzuatta da açıkça belirtilmiştir. Bugün, bekçilik uygulamasının başarısı ve KAAN Projesi ile elde edilen deneyim, özel güvenlik mesleğinin kamuya entegre olabilmesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Mevcut Durum ve İhtiyaç
- Özel güvenlik personeli, sahada aktif görev yapan, riskleri yakından tanıyan ve kolluk kuvvetlerinin yükünü hafifleten bir meslek grubudur.
- Ancak, mesleğin toplumsal itibarı ve kamuya geçişle ilgili rolü yeterince kurumsallaşmamıştır.
- Kamuya geçiş için şu an net bir yol haritası bulunmamaktadır; bu da mesleğin ciddiyetini zayıflatmaktadır.
Çözüm Önerisi:
- Kolluk personelleri alımlarında Özel Güvenlik Şartı: Bekçi, Askeri personel ve polis alımlarında, şartları uyan özel güvenlik personellerine öncelik verilmesi ve başarılı olanların arasından seçilmesi gerekmektedir.
- Deneyim Şartı: 5 ila 10 yıl boyunca sahada görev yapmış, mesleğe bağlılığını göstermiş özel güvenlik personeli bekçi/polis/asker için değerlendirmeye alınmalıdır.
- Sınav Sistemi: Bu geçiş, İlgili bakanlıkların belirleyeceği objektif ve şeffaf bir sınav sistemi üzerinden yapılmalıdır.
- Bakanlık değerlendirmesi ve Sicil Kontrolü: Personelin hem meslek sicili (görev geçmişi, disiplin kayıtları, etik ihlaller) hem de vatandaşlık sicili (adli sicil, güvenlik soruşturması vb.) birlikte değerlendirilmeli; meslek sicili temiz olmayan personel kesinlikle kabul edilmemelidir.
Bakanlıklar hem meslek sicili hem de kişisel vatandaşlık sicilini dikkate alarak başarılı olan Özel güvenlik personellerine nihai kararı vermelidir.
Bu Proje den beklediğimiz sonuçlar;
- Kamuya geçiş ihtimali, özel güvenlik personelinin sahada daha disiplinli, etik kurallara bağlı ve sorumluluk bilinciyle çalışmasını sağlayacaktır.
- Meslek, kamuya entegre olma yoluyla “tam bir meslek” statüsüne kavuşacaktır.
- Kamuya geçen personel hem devletin güvenlik kapasitesini artıracak hem de vatandaşın güvenlik hizmetine duyduğu güveni yükseltecektir.
- Hem firmalar nitelikli personel çalıştırabilecek hem devlet sahaya hâkim olacak hem de toplum daha güvenli bir yapıya kavuşacaktır.
Sonuç ve Taleplerimiz
Özel güvenlik personelinin kamuya geçişini düzenleyen bu model, mesleğin itibarı ve etik değerlerinin korunması açısından olmazsa olmaz bir gerekliliktir.
Bekçilik örneği ve KAAN Projesi’nin başarısı, bu modelin hayata geçirilebileceğini göstermektedir
“Bekçi/Polis/Asker alımlarına öncelik getirilmeli ve özel güvenliklerden seçilmelidir.
Sicili temiz olmayan, meslek ve vatandaşlık sicili örtüşmeyen hiçbir personel kamuya geçirilmemelidir.”
İşverenleri Koruyacak Olmazsa Olmazlar
İhaleler ile Rekabet Düzeninin sağlanması:
Özel güvenlik sektöründe en büyük sorunlardan biri, ihalelerde/verilen tekliflerde tek kriterin “en düşük fiyat” olmasıdır.
Bu yaklaşım ne işverenleri ne çalışanları ne de hizmet alan kurumları korumaktadır.
Sonuçta ortaya çıkan tablo hem sektörün sürdürülebilirliğini yok etmekte hem de kamuya ve topluma ciddi zarar vermektedir.
Bir güvenlik hizmeti sunan işverenin karşı karşıya olduğu maliyet kalemleri bellidir:
- İşçi maliyeti (asgari ücret + sosyal haklar + SGK primleri + vergiler vs.)
- Kıyafet ve teçhizat giderleri (üniforma, ayakkabı, mevsimlik kıyafet, telsiz vb.)
- Mali mesuliyet sigortası giderleri
- Kıdem ve ihbar tazminatı karşılıkları
- Resmî izinler, harçlar, eğitim giderleri
- Fazla mesai ve vardiya düzeninden doğan ek maliyetler
Tüm bu kalemler toplandığında, hizmetin asgari maliyetinin altına düşmek imkânsızdır.
Ancak ihalelerde sadece fiyat rekabeti olduğu için firmalar, maliyetin altında teklif vermeye zorlanmaktadır.
Sonuç olarak;
- Devlet zarar etmektedir: İhale bedeli düşürüldüğü için mali gerçekler yok sayılmakta, vergi ve SGK primleri eksik yatırılmakta ya da hiç yatırılmamaktadır.
- Firmalar sürdürülemez şartlara zorlanmaktadır: Haksız rekabet nedeniyle gerçek maliyetin altında fiyat vermek zorunda kalan firmalar, uzun vadede ayakta kalamamakta ve itibarı zedelenmektedir.
- Çalışanlar zarar etmektedir: Maaşlar eksik ödenmekte, kıdem ve sosyal haklar gasp edilmekte, fazla mesailer karşılıksız kalmaktadır.
- Hizmet alan kurumlar zarar etmektedir: Kalifiye personel yerine sürekli değişen, düşük motivasyonlu işgücüyle karşılaşmakta; güvenlik hizmetinin kalitesi düşmektedir.
Bu tablo özellikle özel sektör ve toplu konut projeleri / site yönetim ihalelerinde yoğun bir şekilde yaşanmaktadır.
Yönetim firmaları hizmet alırken sadece “ucuz fiyat” a odaklanmakta, bu da güvenlik sektörünü çökerten bir anlayış haline gelmektedir.
Çözüm Önerimiz;
Kalite Kriterleri, Asgari Maliyet ve Vergi-SGK Kontrolleri
- İhalelerde asgari maliyet hesaplaması zorunlu hale getirilmeli, bu maliyetin altında verilen tüm teklifler geçersiz sayılmalıdır.
- Toplu konut projeleri ve özel sektör ihalelerinde de aynı kurallar uygulanmalı, “ucuz güvenlik hizmeti” anlayışının önüne geçilmelidir.
- Hizmet alan kurum ve firmalar, hizmet aldıkları özel güvenlik şirketlerinden SGK ve KDV borcu yoktur yazıları gibi belgeleri düzenli olarak talep etmelidir.
- Devlet, SGK ve vergi yükümlülüklerini yerine getiren firmaları desteklemeli, yerine getirmeyenleri ise sıkı şekilde denetlemelidir.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- Devlet kaybetmeyecek: Vergi ve sigorta primleri eksiksiz yatırılacak, kamu zararı önlenecektir.
- Firmalar korunacak: Gerçekçi maliyetler üzerinden teklif verilmesi ve SGK/KDV desteğiyle işverenler sürdürülebilir şekilde faaliyet gösterecektir.
- Çalışanlar haklarını alacak: Maaş, kıdem, fazla mesai ve sosyal haklar eksiksiz karşılanacaktır.
- Hizmet alan kurumlar kaliteli hizmet alacak: Sadece ucuz teklif değil hem mali hem hukuki yükümlülüklerini yerine getiren firmalarla çalışılacaktır.
- Sektörün itibarı yükselecek: Haksız rekabet bitecek, sektör kurumsallaşacaktır.
İşverenin Çalışan Hatalarından Kaynaklı Mağduriyetinin Önlenmesi
Özel güvenlik sektöründe işverenler, çalışanların yaptığı hata, iş kazası veya güvenlik zafiyetinden dolayı doğrudan sorumlu tutulmaktadır. Bu durum çoğu zaman işverenlere ağır tazminatlar yüklemekte, hatta tek bir personelin hatası yüzünden firmalar büyük projeleri (10, 50 veya 100 kişilik iş sahaları) kaybetmektedir.
En büyük dengesizlik şudur:
- Firma ağır zarara uğrarken,
- Personel hiçbir sorumluluk üstlenmeden başka bir firmada işine devam edebilmektedir.
Bu tablo hem işverenleri korumasız bırakmakta hem de mesleğin disiplinini zayıflatmaktadır.
Çözüm Önerilerimiz
Kesin Sicil Zorunluluğu
- Çalışanın yaptığı hata ve ihlaller mutlaka meslek siciline kesinlikle işlenmelidir.
- Sicil sistemi, disiplin ve sorumluluk bilincini sağlayacak en önemli mekanizmadır.
- Sicili olan bir personel, “göz göre göre yaptığı hatalar” nedeniyle işten ayrıldığında, başka bir iş yerine giremeyeceğini bilmelidir.
- Bu bilinç, çalışanı kusurlu olmamak için azami özen göstermeye ve mesleki ciddiyetle görev yapmaya yönlendirecektir.
Mevzuat Düzenlemesi ve Kusur Kavramı
- Yapılacak mevzuat değişikliklerinde, çalışanın kişisel hatası açıkça tanımlanmalı ve işverenin haksız yere sorumlu tutulması engellenmelidir.
- “Kusur” kavramı genişletilmeli ve sahadaki gerçekler dikkate alınmalıdır.
- Örneğin; bir güvenlik personelinin “gözüm daldı, uyuyakaldım” demesi, işçi yasasında “dinlenme” olarak kabul edilmekte; personele herhangi bir ceza uygulanmamaktadır.
- Oysa bu durum, güvenlik hizmetinde doğrudan güvenlik zafiyeti ve kusur anlamına gelir.
- Bu tür olaylarda zarar işverene yüklenmekte, personel hiçbir sorumluluk üstlenmemektedir.
- Mevzuatta bu tür örnekler açıkça “kişisel kusur” kapsamına alınmalı; işverenin zararı haksız yere üstlenmesinin önüne geçilmelidir.
Disiplin ve Tazminat Mekanizması
- Çalışanın kusurlu hatası nedeniyle işverenin proje kaybetmesi veya tazminat ödemesi durumunda, bunun yaptırımı yalnızca işten çıkarılma olmamalıdır.
- Çalışanın siciline işlenmeli, ağır cezai şartlarla karşılaşmalı ve gerektiğinde meslekten men edilmelidir.
- Personel, bu sorumluluğu bilerek görev yapmalı, “kusurlu olmamak için elinden gelen mücadeleyi vermelidir.”
Devlet Denetimi ve Hakemlik
- Firmalar, çalışan hataları karşısında tek başına bırakılmamalıdır.
- Mevcut durumda ödenen mali mesuliyet sigortaları pratikte işe yaramamakta, çoğu davada işveren haksız yere sorumlu tutulmaktadır.
- Kazanılan dava sayısı yok denecek kadar azdır; personel hatasından kaynaklı olaylarda bile işverenler ağır yükler taşımaktadır.
- Devlet hem denetim hem de hakemlik mekanizması kurarak, işverenin mağduriyetini azaltmalı; sigorta sisteminin işlevsel hale gelmesini sağlamalıdır.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- İşverenler, çalışanların kişisel hatalarından kaynaklanan haksız mağduriyetlerden korunacaktır.
- Çalışanlar, disiplin ve sicil mekanizmasının ciddiyetini bilerek daha dikkatli çalışacaktır.
- Hataların tekrar etmesi engellenecek, sektörün profesyonellik ve güvenilirliği artacaktır.
- Adil bir sorumluluk paylaşımıyla hem işveren hem çalışan korunacak, sektörün itibarı yükselecektir.
Tahsilat Sorunları
Özel güvenlik sektöründe firmaların en büyük problemlerinden biri, hizmet bedellerinin zamanında tahsil edilememesidir.
- Kamu ve özel sektör ihalelerinde ödemeler çoğu zaman 3–6 ayı bulan gecikmelerle yapılmaktadır.
- Bu gecikmeler, işverenin personel maaşlarını, SGK primlerini ve vergileri zamanında ödemesini zorlaştırmakta; firmaları ciddi mali baskı altına sokmaktadır.
- Hizmetin karşılığı olarak, Proformalar hazırlanmakta, hizmet alan firma tarafından onaylanmakta, ardından fatura kesilmektedir.
- E-fatura/e-arşiv sistemlerinde onaylı ve kayıtlı görünmesine rağmen, hizmet alan firma ayılar sonra “böyle bir borç yoktur” diyerek ödemeye itiraz edebilmektedir.
- İtiraz süreci, Arabuluculukta da devam edilmekte, mahkemeye gidildiğinde ise davalar 1,5–2 yıl sürmekte ve firmalar ancak o zaman alacaklarını tahsil edebilmektedir.
- Daha vahimi, bazı üst işverenler bu gecikmeyi bilerek ve isteyerek yaptıklarını açıkça söylemekte, “parayı değerlendiriyorum, şimdi ödeyemeyeceğim” diyerek tahsilatı engellemektedir.
Hizmetin Terk Edilememesi sorunu:
Özel güvenlik hizmeti, kamu güvenliğinin tamamlayıcı bir unsuru olduğundan, ödeme yapılmasa bile projeyi bırakmak çoğu durumda mümkün olmamaktadır.
- Firma, ödemesini alamadığı için projeden çekilmek istese bile, yerine başka bir güvenlik firması bulunmadığı sürece “güvenlik hizmeti alan/terk edilemez” hükmü nedeniyle birçok firma projeyi bırakamamaktadır.
- Ancak bu sistem özel sektörde kötü niyetli işverenlerce suistimal edilmektedir:
- Böylece güvenlik firması, ödeme almadan hizmet vermeye mecbur bırakılmakta, daha da büyük zarara uğramaktadır.
Bu nedenle; ödeme yapmayan firmalar için belirli bir süre sonunda (örneğin 30 gün) güvenlik firmalarının projeden tek taraflı çekilme hakkı yasal güvence altına alınmalıdır.
Kamu güvenliği açısından zafiyet oluşmaması için ise ilgili resmi makamlar bilgilendirilmeli ve yeni firma bulunması sürecine kamu denetimiyle destek olunmalıdır.
Çözüm Önerilerimiz:
Tahsilatın Yasal Güvence Altına Alınması
- E-fatura/e-arşiv üzerinden onaylanmış hizmet faturaları kesin borç kabul edilmeli, sonradan keyfi itirazların önüne geçilmelidir.
Ödeme Süreleri Netleştirilmeli
- Kamu ve özel sektör ödemelerinde en fazla 30 gün ödeme süresi kanunen zorunlu hale getirilmelidir.
- 3–6 ayı bulan gecikmeler kabul edilemez; yaptırımlarla engellenmelidir.
Mahkemelerde Hızlandırılmış Süreç yapılanması
- Tahsilat davaları için özel “hızlı yargılama” mekanizması kurulmalı; firmalar 1,5–2 yıl beklemek zorunda bırakılmamalıdır.
- Arabuluculuk süreci hizmet verenin lehine olacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Devlet Hakemliği ve Denetimi olmalı
- Devlet, hizmet veren firmaları tek başına bırakmamalı; özellikle kasıtlı ödeme ertelemeleri yapan üst işverenlere ağır yaptırımlar uygulamalıdır.
- Bu tip suistimaller, “ticari hile” veya “kötü niyetli sözleşme ihlali” kapsamında cezalandırılmalıdır.
Hizmeti Terk Etme Hakkı
- Özel sektörde ödeme yapılmayan projelerde güvenlik firmalarına, belirli bir süre sonunda tek taraflı çekilme hakkı verilmelidir.
- Bu süreçte kamu güvenliğinde zafiyet oluşmaması için ilgili resmi makamlar devreye girmeli, yeni firma bulunmasına destek olunmalıdır.
- Böylece işveren ödemesiz hizmet vermeye mahkûm edilmeyecek, sektör kötü niyetli işverenlerin insafına bırakılmayacaktır.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- Firmalar, hizmet karşılığı alacaklarını zamanında tahsil ederek sürdürülebilirliklerini koruyacaktır.
- Çalışanların maaşları ve sosyal hakları aksatılmadan ödenebilecektir.
- Devlet, SGK ve vergi gelirlerinde kayba uğramayacaktır.
- Üst işverenlerin keyfi ödeme ertelemeleri ve “hizmet verenin parasını kullanma” alışkanlığı son bulacaktır.
- Özel güvenlik firmaları, ödeme yapılmayan projelerden çıkabilerek zararına çalışmaya mecbur edilmeyecektir.
Mevzuat ve Denetim Sorunları
Özel güvenlik sektörünü düzenleyen mevzuat, birçok konuda belirsizlik taşımaktadır.
- Yetki, sorumluluk ve iş tanımlarında netlik bulunmamakta, bu durum hem çalışan hem de işveren için farklı yorumlara yol açmaktadır.
- Denetimler ise düzensiz yapılmakta; kurallara uyan firmalar ile uymayanlar aynı şartlarda rekabet etmektedir.
Mevcut Durum ve Sorunlar:
- Gece denetimleri yetersizdir: Resmî olarak “gece denetimleri başladı” denilmesine rağmen, sektörde bu denetimlerin yapıldığına dair neredeyse hiç bilgiye rastlanmamaktadır. Emniyet kayıtlarında yer alıyor olabilir, ancak sahada denetimlerin algısı oluşmamıştır.
- Yetersiz personel: Özel güvenlik şubelerinde görevli denetim memurlarının sayısı açıkça yetersizdir. Bu nedenle yeterli sayıda denetim gerçekleştirilememektedir.
- Geçici görevlendirmeler: Denetimler için şubelerden destek istenmekte, ancak bu görevlendirmeler çoğu zaman bilgi ve tecrübesi yetersiz memurlarla yapılmaktadır.
- Farklı uygulamalar: Tecrübe eksikliğinden dolayı her yerde farklı denetim anlayışları uygulanmakta, bu da işverenlerin ciddi sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.
- Algı sorunu: Denetimlerin yeterince düzenli ve şeffaf yapılmaması, “bu sektörde denetim yok” algısını güçlendirmekte, kurallara uymayan firmaların haksız rekabetine zemin hazırlamaktadır.
Çözüm Önerilerimiz:
Mevzuatın Netleştirilmesi
- Yetki, sorumluluk ve iş tanımları açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmelidir.
- Mevzuat değişiklikleri sahadaki gerçeklere uygun şekilde yapılmalıdır.
Denetimlerin Sıklaştırılması
- Özellikle gece denetimleri rutin hale getirilmeli, sahadaki tüm güvenlik projelerinde etkin biçimde uygulanmalıdır.
- Denetim sonuçları kamuya açık raporlarla düzenli şekilde paylaşılmalı, şeffaflık sağlanmalıdır.
Yeterli Personel Ataması
- Özel güvenlik şubelerine yeterli sayıda uzman denetim memuru atanmalı, geçici görevlendirmeler yerine profesyonel ve sürekli kadrolar oluşturulmalıdır.
Eğitimli Denetim Kadrosu
- Denetimlerde görev alacak personel, özel güvenlik mevzuatı ve uygulamaları konusunda kapsamlı eğitimden geçirilmelidir.
- Böylece farklı illerde, farklı şubelerde yaşanan “farklı uygulama” sorunları ortadan kaldırılacaktır.
Haksız Rekabetin Önlenmesi
- Denetimlerde kurallara uymayan firmalara caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı; kurallara uyan firmaların emeği korunmalıdır.
- Düzenli denetimler, işverenlerin üzerindeki haksız rekabet baskısını ortadan kaldıracaktır.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- Sektörde denetimlerin olmadığına dair algı ortadan kalkacaktır.
- Kurallara uyan firmalar korunacak, uymayanlar ayıklanacaktır.
- Mevzuatın netleşmesiyle hem çalışan hem işveren için adil ve şeffaf bir düzen sağlanacaktır.
- İşverenlerin farklı uygulamalar nedeniyle yaşadığı belirsizlik ve mağduriyetler sona erecektir.
- Özel güvenlik sektöründe güven, disiplin ve itibar yükselecektir.
Hukuki Destek birimi
Özel güvenlik işverenleri, sektöre özgü iş hukuku, SGK uygulamaları ve sözleşme yönetimi konularında yeterli bilgiye ve desteğe sahip değildir.
- Bu bilgisizlik, işverenlerin hem çalışanlarla yaşanan sorunlarda hem de resmî kurumlarla olan yükümlülüklerinde ciddi mağduriyetler yaşamasına sebep olmaktadır.
- İşverenler çoğu zaman dava süreçlerinde hazırlıksız ve savunmasız kalmakta, haksız yere ağır tazminatlar ödemek zorunda bırakılmaktadır.
Ayrıca:
- İşçi sendikalarının örgütlenmesi süreçlerinde işverenler tamamen yalnız kalmaktadır. İşverenin haklarını koruyacak bir mekanizma mevcut değildir.
- Bazı kötü niyetli avukatlar, işçileri sosyal medya ve farklı platformlar üzerinden kurdukları “danışmanlık grupları” aracılığıyla yönlendirmekte; hatta avukat olmayan kişiler üzerinden işçileri dava açmaya teşvik etmektedir.
- Bu durum hem işçilerin hem işverenlerin yanıltılmasına ve sektörün yıpratılmasına neden olmaktadır.
Çözüm Önerilerimiz:
Hukuki Danışmanlık Mekanizması
- Özel güvenlik sektörüne özgü, yalnızca bu alanda faaliyet gösteren işverenlere yönelik hukuki danışmanlık birimleri oluşturulmalıdır.
- İş hukuku, SGK uygulamaları, sözleşme yönetimi ve dava süreçlerinde işverenlere yol gösterilmeli, örnek kararlar paylaşılmalı ve ortak yol haritaları çıkarılmalıdır.
Sözleşme Yönetimi Eğitimi
- İşverenlere, hizmet sözleşmelerinin hazırlanması, işçi sözleşmeleri, kıdem ve tazminat yükümlülükleri konusunda eğitimler verilmelidir.
- Böylece işverenler bilinçli adımlar atacak ve dava süreçlerinde daha güçlü durabilecektir.
Sendika ve Avukat Destekleri
- İşçi sendikalarının örgütlenme süreçlerinde işverenlerin haklarını koruyacak bir denge mekanizması kurulmalıdır.
- Sosyal medya ve internet üzerinden işçileri dava açmaya yönlendiren avukat olmayan danışmanlık faaliyetleri engellenmeli, bu alanda yasal düzenleme yapılmalıdır.
- Kötü niyetli yönlendirmeler tespit edildiğinde, işverenlerin mağduriyetini giderecek hukuki destek sağlanmalıdır.
Devlet ve Meslek Örgütleri Desteği
- İçişleri Bakanlığı ve bağlı birimler ile meslek örgütleri, işverenlere hukuki destek sağlayacak ortak platformlar oluşturmalıdır.
- Bu sayede işverenler yalnız kalmayacak, sistematik olarak korunacaktır
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- İşverenler, dava süreçlerinde bilinçli ve güçlü şekilde hareket edebilecektir.
- SGK, iş hukuku ve sözleşme yönetimi kaynaklı mağduriyetler en aza inecektir.
- Kötü niyetli avukatlar ve danışmanlık gruplarının sektöre verdiği zarar engellenecektir.
- İşçi-işveren arasındaki dengenin korunması sağlanacak, sektörün itibarı yükselecektir.
İşveren Sendikasının Köprü Görevi sağlaması;
Özel güvenlik sektöründe sendikalı çalışanların bulunduğu projelerde, işçi sendikaları ile üst işverenler (hizmet aldığı kamu kurumları ve diğer özel sektör alanları) arasında sık sık toplantılar yapılmakta, yıl sonu maaş, prim, hak ve sosyal yardımlar gibi konular tartışılmaktadır.
Bu süreçlerde:
- Üst işveren (hizmet aldığı kamu kurumları ve diğer özel sektör alanları) ile işçi sendikası doğrudan muhatap olmakta, güvenlik firması işverenleri ise arada sıkışıp kalmaktadır.
- Bu durum hem zaman kaybına yol açmakta hem de işverenlerin yetki ve sorumluluk alanlarının karışmasına sebep olmaktadır.
Çözüm Önerimiz:
- İşveren Sendikası, bu süreçlerde aktif bir köprü görevi üstlenmelidir.
- Sendikalı çalışanlarla ilgili toplantı, maaş, prim ve hak görüşmeleri işçi sendikası ile doğrudan üst işveren (hizmet aldığı kamu kurumları ve diğer özel sektör alanları) arasında değil, işveren sendikasının arabuluculuğu ile yürütülmelidir.
Bu sayede:
- Hizmet aldığı üst işveren, doğrudan işçi sendikasıyla muhatap olmayacak, iş gücü ve zaman kaybı yaşamayacaktır.
- Güvenlik firması işverenleri, tek başlarına yük üstlenmek zorunda kalmayacaktır.
- İşveren sendikası, işçi sendikası ile konuyu doğrudan çözüme kavuşturarak süreci hızlı ve profesyonel şekilde sonlandıracaktır.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- Üst işverenler (hizmet aldığı kamu kurumları ve diğer özel sektör alanları), güvenlik firmaları üzerinden doğrudan işçi sendikalarıyla muhatap edilmekten kurtulacaktır.
- Güvenlik işverenleri, sendikal süreçlerde yalnız bırakılmayacaktır.
- İşçi-işveren dengesinde daha kurumsal ve sistematik bir yapı kurulacaktır.
- İşveren sendikasının etkinliği artacak, sektörün itibarı güçlenecektir.
Ortak İnsan Kaynakları ve Danışmanlık Merkezi
Özel güvenlik işverenleri; personel temini, insan kaynakları yönetimi ve hukuki süreçlerde dağınık şekilde hareket etmektedir.
- Her firma kendi personel havuzunu oluşturmakta ama ortak bir veri tabanı olmadığı için nitelikli personel bulunması, performansın izlenmesi ve kara liste uygulamaları yürütülememektedir.
- Ayrıca özel güvenlik mevzuatını ve uygulamalarını bilen, deneyimli danışmanlara erişim sınırlıdır. İşverenler çoğu zaman eksik bilgiyle hareket etmekte ve mağdur olmaktadır.
Çözüm Önerimiz:
Ortak İnsan Kaynakları Sistemi
- İşveren sendikası bünyesinde, beyaz yaka ve mavi yaka olarak ayrılmış geniş bir personel havuzu kurulmalıdır.
- Tüm firmaların erişebileceği/ulaşabileceği, tek çatı altında ortak insan kaynakları portalı oluşturulmalıdır.
Bu sistemde:
- Personel özgeçmişleri, eğitim durumları, sertifikaları, tüm kayıtları yer almalıdır.
- Performans takibi yapılmalı, kara liste uygulaması merkezi şekilde işletilmelidir.
- Firmalar ihtiyaç duydukları personeli bu havuzdan talep edebilmelidir.
Emekli Uzmanlardan Danışmanlık Bürosu
- Özel güvenlik şubelerinden emekli olmuş, (Asker/Polis) mevzuatı ve uygulamaları bilen tecrübeli kişilerden oluşacak bir danışmanlık ve denetim bürosu kurulmalıdır.
Bu büro, işverenlere:
- Hukuki süreçlerde,
- Ceza, Tutanak ve iş hukuku işlemlerinde,
- Denetim ve mevzuat uygulamalarında rehberlik edecektir.
- İstanbul gibi büyükşehirlerde bu ekipler ayrıca araçlı gece denetimleri yapmalı, şehir bölgelere ayrılarak işverenlere merkezi hizmet sunmalıdır.
- Bu denetimler ortak bütçeyle daha uygun maliyetle gerçekleştirilebilecektir.
- Böylece işverenler, profesyonel ve deneyimli destek alacak, hataların önüne geçilecektir.
Dijital Raporlama ve Gizlilik:
- Denetimler tamamlandıktan sonra sonuçlar uygulama üzerinden raporlanmalı ve ilgili işveren firmaların kayıtlı e-posta adreslerine gönderilmelidir.
- İşverenler, bu raporları aynı zamanda hizmet verdikleri alanların yetkili kurum/kuruluş mail adreslerine de iletebilmelidir.
- Danışmanlık birimi, işverenlerle gizlilik sözleşmesi yapmalı; yaşanan problemleri ve aksaklıkları sadece ilgili işverenle paylaşmalı, sır olarak tutmalıdır.
- Her işveren kendisine özel ve bağımsız bir hizmet aldığını hissetmeli, raporların başka firmalarla paylaşılmadığından emin olmalıdır.
Tek El, Tek Çatı Modeli
- İşveren sendikasının her ilde aynı standartlarla çalışması sağlanmalıdır.
- İnsan kaynakları, danışmanlık ve hukuki destek hizmetleri tek merkezden koordine edilmeli, tüm illerde aynı uygulamalar yürütülmelidir.
- Bu hem işverenlerin güvenini artıracak hem de sendikayı güçlü ve kurumsal hale getirecektir.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- İşverenler ortak bir personel havuzundan hızlı ve güvenilir şekilde personel bulabilecektir.
- Kara liste uygulamasıyla disiplinsiz personelin farklı firmalarda tekrar tekrar sorun çıkarması engellenecektir.
- Hukuki ve idari işlemlerde işverenler yalnız kalmayacak, tecrübeli danışmanlardan destek alacaktır.
- Tüm illerde aynı standartlarla yürütülen çalışmalar sayesinde güven ve kurumsal bütünlük sağlanacaktır.
- İstanbul gibi büyükşehirlerde merkezi denetim modeli uygulanarak işverenler hem maliyet avantajı sağlayacak hem de daha etkin kontrol mekanizmasına kavuşacaktır.
- Dijital raporlama sayesinde süreçler şeffaf olacak; ancak gizlilik sözleşmeleri sayesinde işverenler güven duyacaktır.
Özel güvenlik sektöründe insan kaynakları yönetimi, denetim ve hukuki danışmanlık hizmetleri tek çatı altında, sendika bünyesinde kesinlikle toplanmalıdır.
Ortak personel havuzu, kara liste uygulaması ve emekli uzmanlardan oluşan danışmanlık birimi ve hukukçulardan uluşan bir yapı ile işverenlerin sorunları kalıcı olarak çözülecektir.
Organizasyon ve Etkinliklerde Kıyafet Düzeni
Özel güvenlik personelinin organizasyon, etkinlik ve yakın koruma görevlerinde tek tip kıyafet düzeni bulunmamaktadır.
- Önceden gömlek-kravat, takım elbise, siyah ayakkabı gibi sade bir düzen vardı.
- Şimdi ise herkes farklı giyiniyor: kimi tamamen siyah, kimi bej, kimi füme; ayakkabı renkleri bile birbirinden farklı.
- Bu durum yalnızca görsel dağınıklık değil, aynı zamanda mesleğin disiplinini ve kamuoyundaki algısını da zedelemektedir.
- Vatandaş gözünde bu personeller, zaman zaman cumhurbaşkanlığı koruması veya resmi kolluk kuvveti gibi algılanmakta, büyük bir karmaşa oluşmaktadır.
Çözüm Önerilerimiz:
Tek Tip Kıyafet Standardı
- Organizasyon ve etkinlik güvenliğinde görev alacak personel için tek tip kıyafet zorunlu hale getirilmelidir.
- Siyah takım elbise / kumaş pantolon, beyaz veya açık renk gömlek, bordo veya siyah kravat, siyah ayakkabı standardı yeniden getirilmelidir.
Taktik Kıyafet için Renk Belirlenmesi
- Eğer etkinliklerde veya yakın korumalarda taktik kıyafet kullanılacaksa, bunun da tek bir renk ile sınırlandırılması gerekir.
- Polis ve jandarma tarafından kullanılmayan, özel olarak seçilmiş bir renk belirlenmelidir.
- Örnek: Bekçiler kahverengi kıyafet giyiyorsa, özel güvenlik sahne önü / yakın koruma personeli için de ayrı bir renk tanımlanmalıdır. (Örneğin,FÜME GRİ)
Yakın Koruma ve Bodyguard Ayrımı
- Resmi özel güvenlik yakın korumaları, taktik kıyafette belirlenen renkle sahada yer aldığında, vatandaş hemen anlayabilmelidir:
- Bu kişi özel güvenliktir,
- Bu kişi resmi devlet koruması değildir.
- Böylece “kim koruma, kim polis, kim cumhurbaşkanlığı koruması” karışıklığı ortadan kalkacaktır.
İmaj ve Disiplin
- Kıyafetlerdeki standartlaşma, personelin tavır ve davranışlarına da doğrudan yansıyacaktır.
- Dağınık ve farklı kıyafetler, personeli sert ve kontrolsüz tavırlara iterken; tek tip ve düzenli kıyafet, disiplinli ve saygılı davranışa zemin hazırlar.
Beklentilerimiz oluştuğunda;
- Tek tip kıyafet ve belirlenmiş renk ile özel güvenlik personeli net bir şekilde ayırt edilecektir.
- “Cumhurbaşkanlığı koruması gibi geziyor” algısı ortadan kalkacaktır.
- Mesleğin ciddiyeti ve itibarı korunacak, özel güvenliğin kamuoyundaki kimliği güçlenecektir.
- Kıyafet düzeni, personelin disiplinine ve davranışlarına da olumlu yansıyacaktır.
Organizasyon, etkinlik ve yakın koruma görevlerinde özel güvenlik personeli için tek tip kıyafet standardı ve özel renkli taktik kıyafet belirlenmelidir.
Böylece özel güvenlik kamuoyunda doğru algılanacak, resmi koruma birimleriyle karışmayacak, mesleğin itibarı yükselecektir.
“Kıyafette standart, davranışta disiplin; özel güvenlik kendi kimliğiyle görünür olmalı.”